Depresyon Nedir?
Depresyon, yalnızca geçici bir üzüntü ya da moral bozukluğu değildir. Kişinin düşünme biçimini, bedensel enerjisini, ilişkilerini, çalışmasını ve daha önce anlamlı veya zevkli bulduğu şeylerle kurduğu bağı etkileyebilen kapsamlı bir ruhsal deneyimdir.
Bazı insanlar depresyonu yoğun bir üzüntü olarak yaşarken bazıları daha çok boşluk, isteksizlik, yorgunluk veya hiçbir şey hissetmeme haliyle karşılaşır. Günlük yaşamın sürdürülmesi zorlaşabilir; daha önce kolaylıkla yapılan işler ağırlaşabilir, karar vermek güçleşebilir ve başkalarıyla ilişki kurmak yorucu hale gelebilir.
Bu nedenle depresyonu yalnızca “mutsuz olmak” şeklinde düşünmek eksik kalır. Kimi zaman depresif deneyimin merkezinde kişinin canlılığındaki azalma, geleceğe yaptığı yatırımın zayıflaması ve kendisiyle kurduğu ilişkinin giderek daha sert bir hale gelmesi bulunur.
Depresyon Nasıl Yaşanır?
Depresyon herkeste aynı biçimde görünmez. Bazı kişiler sabah yataktan kalkmakta zorlanırken bazıları günlük yaşamını dışarıdan bakıldığında sürdürüyor görünmesine rağmen içeride belirgin bir boşluk ve isteksizlik yaşayabilir.
Bazı kişilerde uyku ve iştah düzeninde değişiklikler, enerji kaybı, odaklanma güçlüğü, umutsuzluk veya suçluluk ön plandayken; bazılarında daha çok hissizlik, geri çekilme veya kendisine yönelik eleştirinin ağırlaşması görülür.
Depresif yaşantının önemli bir tarafı yalnızca kişinin ne hissettiği değil, zaman içinde kendisiyle nasıl bir ilişki kurmaya başladığıdır. Kişi başkalarına gösterebildiği anlayışı kendisine göstermekte giderek daha fazla zorlanabilir.
Depresyonun Belirtileri
Depresyonda yoğun üzüntü, isteksizlik, zevk alamama, enerji kaybı, uyku veya iştah değişiklikleri, odaklanma güçlüğü, umutsuzluk, suçluluk ve değersizlik hisleri görülebilir.
Ancak belirtilerin tek tek varlığından çok; ne kadar uzun sürdüğü, kişinin işlevselliğini ne ölçüde etkilediği ve günlük yaşamında nasıl bir değişim yarattığı önemlidir.
Kimi zaman depresyon belirgin bir çökkünlükle değil, sürekli yorgunluk, tahammülsüzlük, insanlardan uzaklaşma veya hiçbir şeyin yeterince anlamlı gelmemesi biçiminde de kendisini gösterebilir.
Depresyon Neden Ortaya Çıkar?
Depresyonun tek bir nedeni yoktur. Biyolojik yatkınlıklar, yaşam koşulları, ilişkisel deneyimler, kayıplar, travmatik yaşantılar, yoğun stres ve kişinin kendilik değeriyle ilgili güçlükler farklı oranlarda etkili olabilir.
Bununla birlikte aynı yaşam olayını yaşayan iki kişinin aynı ruhsal sonucu yaşamaması önemlidir. Psikodinamik yaklaşım yalnızca “Ne oldu?” sorusuyla değil, “Yaşanan şey bu kişi için ne anlam taşıdı?” sorusuyla da ilgilenir.
Örneğin bir ayrılık yalnızca mevcut bir ilişkinin sona ermesi olmayabilir. Kişinin o ilişki içinde taşıdığı değerli olma, sevilme veya geleceğe ilişkin tasarımının kaybı da ruhsal olarak önemli olabilir.
Depresyonun Farklı Görünüm Biçimleri
Depresif yaşantılar kişiden kişiye değişebilir. Klinik sınıflandırmalar depresyonun farklı biçimlerini tanımlasa da kişinin öznel deneyimi yalnızca tanı başlıkları üzerinden anlaşılamaz.
Yoğun Üzüntünün Önde Olduğu Depresyon
Kişi belirgin bir çökkünlük, ağlama isteği, umutsuzluk veya kayıp duygusu yaşayabilir.
Boşluk ve Hissizliğin Önde Olduğu Depresyon
Bazı kişiler kendilerini üzgün olarak tarif etmek yerine “hiçbir şey hissetmiyorum” veya “her şey boş geliyor” diyebilir.
İsteksizlik ve Zevk Alamamanın Önde Olduğu Depresyon
Daha önce keyif veren etkinlikler, ilişkiler veya ilgi alanları önemini kaybetmeye başlayabilir. Kişi ne istediğini bilmekte veya bir şeye yönelmekte zorlanabilir.
Değersizlik ve Suçluluğun Önde Olduğu Depresyon
Kişinin dikkati giderek kendi hatalarına, eksikliklerine ve başarısızlıklarına yönelebilir. İçsel eleştiri ağırlaşabilir.
Kayıp, Özdeğer ve İçsel Eleştiri
Psikanalitik düşüncenin depresyona ilişkin en önemli hatlarından biri kayıp deneyimidir. Buradaki kayıp yalnızca bir insanın ölümü veya bir ilişkinin sona ermesi değildir.
Kişi bir geleceği, kendisine ilişkin bir beklentiyi, mesleki bir ideali, gençliğini, bir ilişki içindeki yerini veya olmak istediği kişiye ilişkin bir tasarımı da kaybedebilir.
Depresyonda dikkat çekici olan, kayıpla birlikte kişinin kendi değerine ilişkin duygusunun da zedelenebilmesidir. “Bir şey kaybettim” deneyimi zaman zaman “Ben değersizim” biçimindeki daha kapsamlı bir kendilik yargısına dönüşebilir.
Bu noktada kişinin iç dünyasındaki eleştirel ses giderek sertleşebilir. Başarısızlıklar büyütülürken başarılar küçümsenebilir; kişinin kendisine yönelttiği talepler ulaşılması zor bir hale gelebilir.
Depresyon, Öfke ve Geri Çekilme
Depresyon çoğu zaman yalnızca üzüntüyle ilişkilendirilir. Oysa öfke de depresif yaşantının önemli parçalarından biri olabilir.
Birine kızmak, kırılmak veya hayal kırıklığı yaşamak kişinin ilişkileri açısından tehlikeli hissediliyorsa, öfkenin doğrudan yaşanması veya ifade edilmesi güçleşebilir. Bu durumda saldırganlık dışarıya yönelmek yerine kişinin kendisine dönebilir.
Kişi kendisini suçlayabilir, küçümseyebilir veya cezalandırabilir. Böylece dışarıyla yaşanabilecek bir çatışma kişinin iç dünyasında devam eder.
İnsanlardan ve etkinliklerden geri çekilmek de depresif sürecin önemli bir parçasıdır. Geri çekilme kısa vadede kişiyi bazı zorlayıcı duygulardan korusa da zamanla yalnızlığı ve anlamsızlık hissini artırabilir.
Psikanalitik Psikoterapide Depresyonla Çalışmak
Psikodinamik psikoterapide depresyon yalnızca ortadan kaldırılması gereken bir belirti kümesi olarak değerlendirilmez. Belirtilerin kişinin yaşamı içinde hangi bağlamlarda ortaya çıktığı ve hangi ilişkisel veya duygusal deneyimlerle bağlantılı olduğu birlikte düşünülür.
Terapide kayıplar, ilişki örüntüleri, kişinin kendisine yönelttiği eleştiriler, suçluluk, öfke ve tekrar eden yaşam biçimleri üzerinde çalışılabilir.
Amaç kişiye depresyonunun tek ve kesin nedenini söylemek değildir. Kişinin yaşadığı ruhsal durumun kendi yaşam öyküsü içindeki anlamının zamanla düşünülebilir hale gelmesi önemlidir.
Terapötik ilişki de bu sürecin bir parçasıdır. Kişinin kendisine yönelik sertliği, yakınlık ve geri çekilme biçimleri veya yardım alma konusundaki çatışmaları terapi ilişkisinde de görünür hale gelebilir ve birlikte düşünülebilir.
Depresyon Yaşamın Farklı Alanlarında Nasıl Görünür?
İstanbul, Beşiktaş, Şişli ve Online Psikoterapi
Depresyon kişinin işi, ilişkileri ve gündelik yaşamıyla iç içe ortaya çıkar. Yoğun şehir yaşamı, yalnızlık, ilişki kayıpları, iş baskısı veya yaşam geçişleri bazı kişiler için depresif süreçlerin görünür hale geldiği dönemler olabilir.
Beşiktaş ve Şişli çevresinde yüz yüze psikoterapi süreci yürütülebileceği gibi, uygun durumlarda online terapi de düşünülebilir. Görüşme biçiminden bağımsız olarak önemli olan terapötik çerçevenin sürekliliği ve kişinin yaşantısının kendine özgü bağlamı içinde ele alınmasıdır.
Depresyonla psikoterapide çalışmak, yalnızca kişinin yeniden daha üretken veya işlevsel olmasını hedeflemek anlamına gelmez. Kişinin yeniden arzu edebilmesi, ilişki kurabilmesi, merak edebilmesi ve kendi yaşamıyla daha canlı bir ilişki kurabilmesi de sürecin önemli parçalarıdır.