Durumsal Panik Atak: Panik Neden Belirli Ortamlarda Ortaya Çıkar?

Orhan Taruk Kaygı ve Panik

Bir insan evinde kendisini rahat hissederken metroya bindiğinde yoğun bir korku yaşayabilir. Başka biri yalnızca topluluk önünde konuşacağı zaman kalp çarpıntısı, nefes darlığı veya kontrolünü kaybetme korkusu hissedebilir.

Bazı kişiler için uçak yolculuğu, kalabalık bir alışveriş merkezi, asansör veya kapalı bir ortam panik belirtilerinin ortaya çıktığı durumlara dönüşebilir.

Kişi zamanla belirli bir ilişki fark etmeye başlayabilir: Panik her yerde ortaya çıkmamaktadır. Özellikle bazı ortamlarda veya bu ortamlara girme ihtimali düşünüldüğünde yoğunlaşmaktadır.

Durumsal panik atak, belirli bir durum veya uyaranla ilişkili olarak ortaya çıkan panik deneyimini anlatmak için kullanılan bir ifadedir.

Güncel klinik terminolojide bu ataklar çoğunlukla beklenen panik ataklar kapsamında değerlendirilir. Ancak bir panik atağın belirli bir ortamda gerçekleşmesi, onun mutlaka o ortam tarafından tetiklendiği anlamına gelmez.

Peki bir yer veya durum neden zaman içinde panik kaynağı haline gelebilir? İnsan bedeni belirli ortamları nasıl tehlikeyle ilişkilendirir? Psikodinamik açıdan korkulan durumun kişi için taşıdığı anlam nasıl araştırılabilir?

Durumsal Panik Atak Nedir?

Durumsal panik atak, kişinin belirli bir durumla karşılaştığında veya bu durumla karşılaşacağını düşündüğünde yoğun panik belirtileri yaşamasını ifade eder.

Örneğin kişi uçağa binmeden önce veya uçuş sırasında panik yaşayabilir. Bir başka kişi kalabalık bir yerde konuşması gerektiğinde yoğun korku ve bedensel uyarılma hissedebilir.

Panik sırasında çarpıntı, terleme, titreme, nefes darlığı, göğüste sıkışma, baş dönmesi, uyuşma ve mide rahatsızlığı gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

Ölüm korkusu, kontrol kaybı korkusu veya çevrenin gerçekdışı hissedilmesi de yaşanabilir.

Buradaki ayırt edici özellik, belirtilerin belirli bir durumla bağlantılı biçimde ortaya çıkmasıdır.

Ancak panik atak tek başına ayrı bir psikiyatrik tanı değildir.

Durumsal panik ataklar farklı klinik durumlarda görülebilir. Özgül fobiler, sosyal anksiyete bozukluğu, agorafobi ve panik bozukluk bunlar arasındadır.

Dolayısıyla kişinin hangi ortamda panik yaşadığı kadar, o ortamda neden korktuğunun değerlendirilmesi de önemlidir.

Beklenen ve Beklenmedik Panik Atak Arasındaki Fark

Panik ataklar, ortaya çıktıkları koşullara göre beklenen ve beklenmedik olarak değerlendirilebilir.

Beklenen panik atakta kişinin korktuğu belirli bir durum veya uyaranla bağlantı bulunur.

Örneğin yükseklik korkusu olan kişi yüksek bir yere çıktığında panik belirtileri yaşayabilir.

Beklenmedik panik atakta ise atak, belirgin bir tetikleyici olmadan ortaya çıkmış gibi deneyimlenir.

Kişi evinde dinlenirken veya gündelik bir etkinlik sırasında aniden yoğun korku yaşayabilir.

Bu ayrım yalnızca atağın yaşandığı mekâna göre yapılamaz.

Örneğin kişi alışveriş merkezindeyken beklenmedik bir panik atak geçirebilir. Daha sonra aynı alışveriş merkezine girmeye ilişkin korku geliştirebilir.

İlk atak beklenmedik olarak yaşanmışken sonraki ataklar belirli bir durumla ilişkilendirilebilir.

Bu nedenle klinik değerlendirmede atağın öncesindeki olaylar, kişinin beklentileri ve belirtilerin nasıl başladığı birlikte incelenir.

Beklenmedik atakların özelliklerini Beklenmedik Panik Atak Neden Ortaya Çıkar? yazımızda ayrıca açıklıyoruz.

Duruma Bağlı ve Duruma Yatkın Panik Atak Nedir?

Panik atağın ortaya çıkış koşullarını açıklamak için geçmişte daha ayrıntılı bazı terimler kullanılmıştır.

DSM-IV döneminde duruma bağlı veya durum tarafından tetiklenen panik ataklar, belirli bir durumla karşılaşıldığında neredeyse her zaman ortaya çıkan atakları ifade ediyordu.

Örneğin uçak korkusu olan bir kişinin uçağa bindiğinde hemen her seferinde panik yaşaması bu duruma örnek olabilir.

Duruma yatkın panik atak ise belirli koşullarda ortaya çıkma olasılığı artan fakat her karşılaşmada veya mutlaka hemen gerçekleşmeyen atakları anlatıyordu.

Örneğin bir kişi metro yolculuklarında daha sık panik yaşayabilir; ancak her metro yolculuğunda atak geçirmeyebilir.

Bu iki kavram klinik olarak bazı farklılıkları açıklamak açısından yararlı olsa da güncel DSM-5 sınıflandırmasında panik ataklar temel olarak beklenen ve beklenmedik şeklinde ayrılır.

Bu nedenle duruma yatkın panik atak terimini ayrı, güncel bir psikiyatrik tanıymış gibi kullanmamak gerekir.

Önemli olan hangi terimin seçildiğinden çok, atağın ne zaman ortaya çıktığının ve hangi koşullarla ilişkili olduğunun anlaşılmasıdır.

Durumsal Panik Atak Nasıl Gelişir?

Durumsal panik atakların gelişiminde korku öğrenmesi önemli bir rol oynayabilir.

Örneğin bir kişi metro yolculuğu sırasında yoğun panik yaşadığında, sonraki yolculuklarda benzer bir deneyimin tekrarlanabileceğini düşünmeye başlayabilir.

Başlangıçta panik atağın nedeni olarak görülmeyen metro, zaman içinde tehlike beklentisiyle ilişkilendirilebilir.

Kişi metroya yaklaşırken bedensel uyarılma hissedebilir.

Bu uyarılma yeni bir atağın başladığı şeklinde yorumlandığında korku artabilir.

Korkuyla birlikte bedensel belirtiler yoğunlaşabilir.

Böylece kişi, korktuğu ortamın gerçekten tehlikeli olduğuna daha güçlü biçimde inanabilir.

Ancak bu süreç her kişide aynı şekilde gerçekleşmez.

Bazı kişiler belirli durumlardan geçmişte yaşadıkları panik nedeniyle korkarken başka kişilerde daha önceden var olan fobik korkular panik belirtilerini tetikleyebilir.

Durumsal panik atağın nasıl geliştiğini anlamak için korkulan durum, bedensel belirtiler ve kişinin bu belirtilere verdiği anlam birlikte değerlendirilmelidir.

Bir Ortam Nasıl Panik Tetikleyicisine Dönüşür?

İnsan zihni ve bedeni, geçmiş deneyimlerle ilişkili çeşitli ipuçlarını öğrenebilir.

Belirli bir koku, ses, ışık veya mekân daha önce yaşanmış yoğun korkuyu hatırlatabilir.

Örneğin bir kişi asansörde yoğun panik yaşadıktan sonra asansör kapısının kapanma sesine karşı duyarlı hale gelebilir.

Başka biri trafikte sıkıştığı sırada panik yaşadığında, sonraki yolculuklarda trafik yoğunluğunu tehdit işareti olarak değerlendirebilir.

Bu tür ilişkiler korku koşullanması çerçevesinde incelenebilir.

Ancak her panik atağın mutlaka daha önce yaşanmış tek bir olaydan kaynaklandığını söylemek doğru değildir.

Bazen kişi korkulan durumla neden yoğun kaygı ilişkilendirdiğini açıkça hatırlamayabilir.

Bazen de korku, doğrudan yaşanan bir olaydan çok başkalarının deneyimlerini gözlemleme veya tehdit edici bilgiler edinme yoluyla gelişebilir.

Bu nedenle panik tetikleyicilerinin araştırılması, kişide mutlaka unutulmuş veya bastırılmış travmatik bir olay bulunduğunun varsayılması anlamına gelmez.

Panik Atak Öncesinde Beklenti Kaygısı

Durumsal panik atakta önemli süreçlerden biri, kişi korktuğu ortama henüz girmeden başlayan kaygıdır.

Örneğin ertesi gün uçak yolculuğu yapacak biri, yolculuk saatlerce uzaktayken yoğun endişe yaşayabilir.

Uçuşun nasıl geçeceğini, panik atağın ortaya çıkıp çıkmayacağını ve belirtiler yaşarsa ne yapacağını düşünmeye başlayabilir.

Bu düşünceler uykusunu, dikkatini ve günlük işlevselliğini etkileyebilir.

Kişi havaalanına ulaştığında zaten yüksek bir bedensel uyarılma düzeyinde olabilir.

Bu durumda daha önce belirli bir ortamla ilişkilendirdiği panik korkusu, henüz olay gerçekleşmeden harekete geçmiştir.

Beklenti kaygısı, kişinin gelecekte yaşanabilecek bir tehlikeye hazırlanma çabasıyla ilişkili olabilir.

Ancak sürekli kötü ihtimallere odaklanmak, bazı durumlarda kaygının kendisini artırabilir.

Beklenti kaygısının panik döngüsündeki rolünü Panik Atak Neden Tekrarlar? yazımızda daha ayrıntılı ele alıyoruz.

Durumsal Panik Atak ve Kaçınma Davranışları

Durumsal panik atak yaşayan kişi, korktuğu ortamlardan uzak durmaya başlayabilir.

Örneğin metro yerine taksi kullanabilir, asansör yerine merdiveni tercih edebilir veya topluluk önünde konuşması gereken görevlerden kaçınabilir.

Bu davranışlar kısa vadede kaygıyı azaltabilir.

Ancak kaçınma, bazı durumlarda kişinin korktuğu durumun gerçekte ne kadar tehlikeli olduğunu yeniden değerlendirme fırsatını sınırlandırabilir.

Örneğin kişi asansöre hiç binmediğinde, asansör yolculuğunun düşündüğünden daha güvenli veya tolere edilebilir olabileceğini deneyimleyemeyebilir.

Zamanla kaçınma davranışları genişleyebilir.

Başlangıçta yalnızca belirli bir metro hattından kaçınırken daha sonra bütün toplu taşıma araçlarından uzaklaşmaya başlayabilir.

Bu süreç kişinin yaşamını belirgin biçimde sınırlandırabilir.

Ancak her kaçınma davranışı psikolojik bir bozukluk belirtisi değildir.

Gerçek tehlikelerden uzaklaşmak gerekli olabilir. Klinik açıdan önemli olan, kişinin nesnel olarak güvenli durumları yoğun korku nedeniyle sürekli dışlayıp dışlamadığıdır.

Durumsal Panik Atakta Güvenlik Davranışları

Panik atak yaşayabileceğinden korkan kişi kendisini korumak için belirli davranışlar geliştirebilir.

Örneğin kalabalık bir ortamda çıkış kapısına yakın durabilir.

Yolculuğa yalnız çıkmak istemeyebilir.

Yanında sürekli su bulundurabilir veya bedensel belirtilerini sık sık kontrol edebilir.

Bu davranışların bazıları olağan ve işlevsel olabilir.

Ancak kişi yalnızca bu davranışları gerçekleştirdiğinde güvende kalabileceğine inanmaya başlarsa, güvenlik davranışları panik korkusunu sürdüren süreçlerin bir parçasına dönüşebilir.

Örneğin kişi yanında güvendiği biri olmadığı sürece yolculuk yapamayacağını düşünmeye başlayabilir.

Burada kişinin destek ihtiyacını küçümsemek doğru değildir.

Sosyal destek, kaygıyla başa çıkmada yararlı olabilir.

Klinik değerlendirmede önemli olan, hangi davranışların kişinin yaşamını genişlettiğini, hangilerinin korku ve kaçınmayı güçlendirdiğini anlamaktır.

Durumsal Panik Atak ve Agorafobi İlişkisi

Durumsal panik ataklar, bazı kişilerde agorafobik korkularla ilişkili olabilir.

Örneğin kişi kalabalık bir yerde panik yaşadığında oradan kolayca ayrılamayacağını düşünebilir.

Toplu taşıma araçları, kuyruklar, kalabalık alanlar veya ev dışında tek başına bulunmak kaygı uyandırabilir.

Ancak agorafobi, yalnızca belirli yerlerde panik atak geçirmek anlamına gelmez.

Agorafobide kişinin kaçmanın zor olabileceği veya panik benzeri ya da güçsüz bırakan belirtiler ortaya çıktığında yardım alamayacağı durumlara yönelik korkuları önemlidir.

Ayrıca panik bozukluk ve agorafobi birbirinden ayrı klinik tanılardır.

Her durumsal panik atak yaşayan kişide agorafobi bulunması gerekmez.

Bu ayrımı Agorafobi Nedir? yazımızda daha kapsamlı ele aldık.

Sosyal Ortamlarda Panik Atak Neden Görülebilir?

Bazı kişilerde panik belirtileri özellikle başkalarının değerlendirmesine açık oldukları durumlarda ortaya çıkar.

Topluluk önünde konuşmak, bir iş görüşmesine katılmak veya yabancı insanlarla tanışmak yoğun korku yaratabilir.

Bu tür durumlarda kişinin korkusu, yalnızca bedensel belirtilerle ilgili olmayabilir.

Kişi yüzünün kızarmasından, sesinin titremesinden veya kaygılandığının fark edilmesinden de korkabilir.

Bu durumda panik belirtileri sosyal değerlendirilme kaygısıyla bağlantılı olabilir.

Ancak sosyal ortamlarda panik yaşamak, kişinin mutlaka sosyal anksiyete bozukluğu olduğu anlamına gelmez.

Korkunun içeriği, süresi, hangi sosyal durumlarda ortaya çıktığı ve kişinin işlevselliği değerlendirilmelidir.

Sosyal değerlendirilme korkusunun klinik ve psikodinamik özelliklerini Sosyal Anksiyete Bozukluğu yazımızda ele aldık.

Psikanalitik Açıdan Korkulan Ortamın Anlamı

Psikodinamik psikoterapi, durumsal panik atağın yalnızca hangi ortamda ortaya çıktığıyla değil, o ortamın kişi için nasıl deneyimlendiğiyle de ilgilenebilir.

Örneğin bir kişi kalabalık bir ortamda kendisini görünür ve savunmasız hissedebilir.

Başka biri kapalı bir alanda bulunmayı kontrolünü kaybetme veya çaresiz kalma deneyimiyle ilişkilendirebilir.

Bir başkası için yalnız yolculuk etmek, destekten uzaklaşma ve kendi başına baş edememe korkularını harekete geçirebilir.

Bu tür deneyimler psikodinamik açıdan araştırılabilir.

Ancak korkulan ortamların herkes için geçerli sembolik anlamları yoktur.

Örneğin kapalı alanda panik yaşamanın mutlaka bağımlılık çatışmasına, kalabalıkta panik yaşamanın ise mutlaka utanç duygusuna işaret ettiğini söylemek doğru değildir.

Psikodinamik yorum, kişinin kendi yaşam öyküsü ve çağrışımları üzerinden gelişmelidir.

Klinik çalışma sırasında bir ortamın kişisel anlamı araştırılabilir; fakat bu araştırma korku öğrenmesi veya biyolojik süreçlerle ilgili bilimsel açıklamaların yerine geçmemelidir.

Freud’un Kaygı Kuramı ve Durumsal Panik

Freud’un sonraki kaygı kuramında kaygı, benliğin bir tehlike karşısında verdiği sinyal olarak ele alınır.

Bu tehlike her zaman dış dünyadaki somut bir olay olmak zorunda değildir.

Kayıp, çaresizlik, ayrılık veya baş etmekte zorlanılan duygular da ruhsal açıdan tehdit edici yaşanabilir.

Durumsal panik atak deneyimini bu çerçevede düşündüğümüzde, korkulan ortamın kişide nasıl bir tehlike hissi uyandırdığını araştırmak mümkün olabilir.

Örneğin bir kişi yalnızca asansörün fiziksel özelliklerinden değil, yardım isteyememe veya kontrolü kaybetme ihtimalinden de korkuyor olabilir.

Ancak Freud’un sinyal kaygısı kuramı, durumsal panik atağın nasıl oluştuğunu açıklayan doğrulanmış bir nörobiyolojik model değildir.

Psikanalitik kavramların katkısı, korkunun öznel ve ilişkisel anlamlarını düşünmeye alan açmalarıdır.

Bu yaklaşımın genel çerçevesi için Psikodinamik Terapi sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Durumsal Panik Atak Psikoterapide Nasıl Ele Alınır?

Durumsal panik atakların tedavisinde öncelikle kişinin yaşadığı klinik durumun değerlendirilmesi önemlidir.

Panik atakların sosyal anksiyete, özgül fobi, agorafobi veya panik bozuklukla ilişkili olup olmadığı tedavi planını etkileyebilir.

Örneğin özgül bir fobiyle ilişkili panik belirtilerinde maruz bırakma temelli müdahaleler önemli olabilir.

Panik bozuklukta ise bilişsel davranışçı terapi (BDT), güçlü bilimsel desteğe sahip ve klinik kılavuzlarda önerilen yaklaşımlardan biridir.

BDT kapsamında kişinin korktuğu durumlara ilişkin beklentileri, bedensel duyumlara verdiği anlamlar, kaçınma davranışları ve güvenlik arayışları üzerinde çalışılabilir.

Maruz bırakma çalışmaları, kişinin korktuğu durumlarla güvenli ve terapötik olarak yapılandırılmış biçimde karşılaşmasını içerebilir.

Ancak bu tür müdahaleler, kişinin herhangi bir hazırlık veya değerlendirme olmadan kendisini yoğun korkuya zorlaması anlamına gelmez.

Psikodinamik psikoterapide ise kişinin panik yaşadığı durumların ruhsal ve ilişkisel anlamları araştırılabilir.

Kişinin kontrol kaybı, çaresizlik, güvenlik ve bağımsızlık deneyimleri ele alınabilir.

Bununla birlikte psikodinamik yorumların tek başına durumsal panik atakları ortadan kaldıracağı garanti edilemez.

Tedavi yaklaşımı, klinik değerlendirmeye ve güncel bilimsel kanıtlara göre belirlenmelidir.

Durumsal Panik Atak Ne Zaman Profesyonel Destek Gerektirir?

Belirli durumlarda yoğun panik yaşamak, kişinin gündelik yaşamını etkilemeye başladığında profesyonel değerlendirme yararlı olabilir.

Örneğin kişi işe gitmekten, seyahat etmekten veya sosyal ortamlara katılmaktan kaçınıyorsa bu durumun değerlendirilmesi önemlidir.

Özellikle korkulan durumların sayısı giderek artıyorsa, kişi yalnızca belirli güvenlik koşullarında dışarı çıkabiliyorsa veya panik yaşama ihtimali hayatındaki kararları belirlemeye başlamışsa destek aramak anlamlı olabilir.

Panik belirtilerine benzeyen bedensel şikâyetlerin başka tıbbi nedenleri olabileceği de unutulmamalıdır.

Yeni veya açıklanamayan belirtiler uygun tıbbi değerlendirme gerektirebilir. Şiddetli göğüs ağrısı, ciddi nefes darlığı ya da bayılma gibi acil belirtilerde gecikmeden sağlık hizmetlerine başvurulmalıdır.

Psikoterapinin hedeflerinden biri, kişinin korku nedeniyle daralan yaşam alanını yeniden genişletebilmesi ve belirli ortamlarla kurduğu ilişkiyi daha esnek hale getirebilmesidir.

Beşiktaş/Balmumcu’da yüz yüze veya uygunluk değerlendirmesine göre online görüşmeler hakkında bilgi almak için İletişim sayfamıza ulaşabilirsiniz.

Sonuç: Durumsal Panik Atak ve Öğrenilmiş Tehlike

Durumsal panik atak, belirli bir ortam veya uyaranla ilişkili olarak ortaya çıkan yoğun korku ve bedensel uyarılma deneyimidir.

Bazı kişilerde bu ilişki, geçmişte yaşanan korkutucu bir olayın ardından gelişebilir. Başka kişilerde ise daha önceden var olan fobik korkular veya sosyal değerlendirilme kaygısı panik belirtilerine eşlik edebilir.

Korkulan durumdan uzaklaşmak kısa vadede rahatlama sağlayabilir; ancak sürekli kaçınma, bazı koşullarda korkunun devam etmesine katkıda bulunabilir.

Psikodinamik açıdan ise korkulan ortamın kişi için taşıdığı güvenlik, çaresizlik, kontrol veya ayrılık anlamları araştırılabilir.

Ancak bu anlamlar evrensel değildir ve durumsal panik atakların bilimsel olarak kanıtlanmış tek açıklaması olarak sunulmamalıdır.

Bir yerin veya durumun korkutucu hale gelmesi, onun her zaman aynı ölçüde tehlikeli olduğu anlamına gelmez.

Klinik değerlendirme ve uygun psikoterapötik müdahaleler, kişinin korktuğu durumlarla yeniden ilişki kurmasına ve yaşamını daha özgür biçimde sürdürebilmesine yardımcı olabilir.

Kaynaklar

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır. Tanı, tıbbi değerlendirme veya kişiye özgü tedavi önerisi yerine geçmez.