Değişken Özdeğer
Kişinin kendisini değerli hissetmesi, başkalarının onayına veya başarıya aşırı bağlı hâle gelebilir.
Kendilik ve kimlik sorunları, kişinin kendisini nasıl tanımladığı, farklı ilişkilerde kendisi gibi hissedip hissetmediği, değerini neye dayandırdığı ve yaşamındaki değişimlere nasıl uyum sağladığıyla ilgili güçlükleri kapsayabilir.
Kendilik, kişinin kendisini yaşayan, hisseden, düşünen ve ilişkiler kuran bir özne olarak deneyimlemesiyle ilgilidir. Kimlik ise kişinin kendisini tanımlarken başvurduğu özellikleri, değerleri, aidiyetleri, anıları ve yaşam boyunca süreklilik hissini içerir.
Bu iki kavram birbirinden tamamen ayrı değildir. İnsan, zaman içinde değişse de kendisini yine kendisi olarak hissedebilir. Farklı rolleri, istekleri ve duyguları taşıyabilmek; bunların tümünün aynı anda uyumlu olmasını gerektirmez.
Kendilik ve kimlik sorunlarıyla ilgili sorular özellikle ergenlikte, yetişkinliğe geçişte, ilişki veya meslek değişimlerinde belirginleşebilir. Bu sorgulamalar tek başına psikolojik bir bozukluk anlamına gelmez.
Bazı kişiler kim olduklarını tarif etmekte, bazıları kendi isteklerini başkalarının beklentilerinden ayırmakta zorlanabilir. Her deneyim aynı klinik anlama gelmez.
Kişinin kendisini değerli hissetmesi, başkalarının onayına veya başarıya aşırı bağlı hâle gelebilir.
Farklı ortamlarda uyum sağlarken kendi ihtiyaçlarını ve tercihlerini ayırt etmek güçleşebilir.
Kişi yaşamındaki değişimlerin ardından geçmişi ve bugünü arasında bağlantı kurmakta zorlanabilir.
Hatalar benliğin bütününe yönelik sert yargılara dönüşebilir; başarılar yeterli hissettirmeyebilir.
Bir gruba, ilişkiye veya yaşam biçimine ait olma ihtiyacı ile bireysel tercihlerin çatışması yaşanabilir.
Yanlış seçim yapmanın benliğe ilişkin sonuçları çok büyük hissedildiğinde seçenekler arasında kalınabilir.
İnsan kendisini yalnız başınayken değil, başkalarıyla ilişkileri içinde de tanır. Aile, arkadaşlık, yakın ilişkiler ve iş yaşamı kişinin kendisine ilişkin görüşlerini etkileyebilir.
Kendilik ve kimlik sorunları bazen kabul görmek, bir ilişkiyi sürdürebilmek ya da hayal kırıklığı yaratmamak için kendi ihtiyaçlarını sürekli arka plana atma biçiminde yaşanabilir. Zamanla kişi ne istediğini değil, kendisinden ne beklendiğini daha iyi biliyor olabilir.
Bu durum her zaman kişilik bozukluğuna işaret etmez. Ancak sürekli tekrarlandığında ilişkilerde gerilim, boşluk veya değersizlik hisleriyle birlikte yaşanabilir.
Psikodinamik yaklaşım, kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi yalnızca bilinçli düşünceler üzerinden değil; geçmiş ve güncel ilişkiler, duygular, beklentiler ve savunmalarla birlikte anlamaya çalışır.
Örneğin bir eleştirinin neden bazı durumlarda tolere edilebilirken başka bir durumda değersizlik hissini yoğunlaştırdığı, yakınlık kurmanın neden kimi zaman tehdit edici yaşandığı veya başarılı olmanın neden yeterli gelmediği birlikte araştırılabilir.
Psikanalitik kuramda Winnicott'ın gerçek ve sahte kendilik tartışması, Kohut'un kendilik psikolojisi ve nesne ilişkileri yaklaşımları bu deneyimleri düşünmek için farklı kavramsal çerçeveler sunar. Bu kavramlar doğrudan tanı koymak veya her yaşantıyı tek bir nedene bağlamak için kullanılmamalıdır.
Değerli hissetmenin hangi koşullara bağlandığı.
İlişkide kendini koruma ve görünür olma biçimleri.
Hata, eksiklik ve beklentiler karşısındaki tutum.
Değişen koşullar içinde kendilik hissinin korunması.
Bu yaklaşımın çerçevesi için Psikodinamik Terapi sayfasını inceleyebilirsiniz.
Kendilik ve kimlik sorunları tek başına bağımsız bir tanı etiketi olarak ele alınmamalıdır. Yaşanan deneyimin bağlamı ve etkileri önemlidir.
Değerlerin, hedeflerin, ilişkilerin ve yaşam rollerinin yeniden düşünülmesi; gelişimsel veya yaşamsal geçişlerin parçası olabilir. Belirsizlik her zaman psikopatoloji anlamına gelmez.
Yoğun ve süreğen değersizlik, ağır kimlik karmaşası, belirgin işlevsellik kaybı, ilişkilerde sürekli kriz veya eşlik eden depresyon ve kaygı belirtileri profesyonel değerlendirme gerektirebilir.
Kişilikle ilişkili daha kalıcı örüntüler için Kişilik Örüntüleri, yakın ilişkilerde yaşanan tekrarlar için İlişki Problemleri sayfasına bakabilirsiniz.
Çalışmanın amacı kişiye dışarıdan hazır bir kimlik tanımlamak değil; kendi duygularını, tercihlerini ve ilişkisel yaşantılarını daha iyi anlayabileceği bir alan oluşturmaktır.
Kimlik sorularının ne zaman belirginleştiği, kişinin ilişkileri ve yaşam bağlamı birlikte ele alınır.
Özdeğerin, içsel eleştirinin, aidiyet ve yakınlık beklentilerinin nasıl örgütlendiği araştırılabilir.
Kişinin kendisini tek bir role, başarıya veya başkasının değerlendirmesine indirgemeden deneyimlemesi desteklenebilir.
Görüşmeler Beşiktaş, Balmumcu'da yüz yüze veya klinik uygunluğa göre online psikoterapi biçiminde yürütülebilir. Şişli'den psikoterapiye ulaşım hakkında ayrıca bilgi alabilirsiniz.
Hayır. Kimlik sorgulamaları yaşam boyunca ortaya çıkabilir. Klinik önem, yaşanan güçlüğün şiddeti, sürekliliği ve günlük yaşam üzerindeki etkisiyle değerlendirilir.
Hayır. Özdeğer kişinin kendisini nasıl değerlendirdiğiyle; kimlik ise kendisini nasıl tanımladığı ve süreklilik hissettiğiyle ilgilidir. Birbirlerini etkileyebilirler.
Farklı bağlamlarda farklı roller üstlenmek olağandır. Kişinin sürekli kendi ihtiyaçlarından kopması veya ciddi sıkıntı yaşaması ise psikoterapide ele alınabilir.
Hayır. Böyle bir sonuca yalnızca kişinin öznel anlatımından ulaşılamaz. Gerekirse kapsamlı klinik değerlendirme yapılır.
İlişkilerde tekrar eden beklentileri, kendilik değerlendirmelerini ve zorlayıcı duyguları kişinin yaşam öyküsü içinde anlamaya katkı sağlayabilir. Sonuçlar kişiden kişiye değişir.
Evet, klinik uygunluk ve mahremiyet koşulları değerlendirildikten sonra online psikoterapi düşünülebilir.
Görüşme seçenekleri ve ilk değerlendirme hakkında bilgi alabilirsiniz.
Yazar: Orhan Taruk. Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır; klinik değerlendirme, tanı veya kişiye özgü tedavi önerisinin yerine geçmez.